SEVGİ=HOŞGÖRÜ VE BEĞENİ
Merhaba Dostlar,
Sevgi, sevenin özüdür. Sevgi, sevenin özünden geliyorsa, bu sevgi=beğeni ile karıştırılmamalı. Sevgi, herkes de açığa çıkmayacak bir boyut olduğu ortaya çıkıyor. Zorla oluşacağı kanısında değilim. Ancak her anı yöneten, oluşturmak istemişse oluşur.
Güzel bir kız ya da erkek gördünüz, dıştan güzel gözüküyor, ama içi önemli. Bana ustam şöyle demişti, Hasan, bak şu incir ağacı dalındaki incir, ne kadar güzel, büyük taze ve güzel duruyorlar, koparda bir iki tane yiyelim demişti. Dalı tuttum ve iki inciri kopardım, birde içini açtım ki kurt dolu, nerde, yiyemezsin, attım, ikinci incirin içini açtım, onda da kurt var, yiyemedik attım. Demek ki her gördüğün kız ya da erkek, güzel olmaz. Ona, özünden gelen bir güzellik, bir sevgi, gerek dedi.
Mesela, merhaba diyoruz. Merhaba, merhametten gelerek söylenirse, sevgi oluşur. Yani hissederek. Her insan hayvanları, sevmez. İçinden hayvana karşı sevmek gelmez. Ama hayvanları sevebilen, özünden gelenle sever ve sevdi mi o hayvan da hisseder. Eğer hayvanları özünden gelen bir şekilde seven bir insan, kadınsa, hakiki bir dişi, erkekse, hakiki bir erdir.
Bazı insanlar sevmez beğenir, beğeniyi sevgi ile karıştırmamak gerekir. Sevgi= Hoşgörü, ayrıca beğeni değildir diye düşünüyorum. Yaratılanı, yaratandan ötürü hoş görebilirsin, fakat sevebilmek başka bir şey, hoş gördükten sonra sevgi başlar, eğer özünde varsa. Beğeni ile sevgiyi de karıştırmamalıyız. Beğendim aldım oluyor, fakat sevdim aldım dediniz mi, beğenip aldığınız ortaya çıkıyor.
Sevgili dostlar, günden güne insanların bir şeyleri çok çabuk tükettiği bir toplum haline geldiğimizin farkına varıp bir şeyleri yeniden gözden geçirip, beğeni durumundan hoşgörü durumuna ve oradan da sevebilme durumuna yükselmeliyiz diye düşünüyorum.
Bu vesile ile insanların, bütün cemadatı, bütün nebadatı, bütün hayvanatı ve bütün insanların aynı yerden hesapsız rızıklandığını görüp, hata ve kusurlar için hoş görüp af etmesi ve sonunda sevebilmesi gerekir. Sevelim, sevilelim bu dünya kimseye kalmaz demiş diyen, sevmeyi bilmeyen, sevildiğini de anlayamaz. Dostlarım, hoşça kalın dostça kalın. Selam ederim. Sevgi ve saygılarımla…
HASAN - 14-08-07
FAL VE SAHTE GÜZELLİK
Uzandım incir dalına
Bakma kimsenin falına
Güzel diye kopardım bir incir
İçi kurtlu çıktı yiyemedim bu nasıl iştir
Fal bakmak şirk koşmak Allah’a
Böyle şeyleri yapıp da girme günaha
Her güzel gördüğüne aldanmayasın
İçi kurtlu çıkar sonra yanmayasın.
14.08.07
DÜŞÜNÜYORUM
Düşünüyorum da sadece sen varsın
Var gibi görünenler bir hayalden ibaret
Sen benim gönlümdeki yarsın
Seninle olmayı istemem en güzel ticaret
İstemem bana verdiğin fani dünyayı
Sen benim gönlümün ayı
Bilirsin gönlümdeki arızayı
Ona göre verirsin şifayı
Sen sevdirdin bana kendini
Attın bana gönlünün kemendini
Kıpırdayacak halim yok, oldum kara sevda
Seninle olmayı istemek bu cana gıda
20.08.07
FARKINDALIK
Ahad olan Allah’ın adıyla,
Kuran’ı kerim de isimi Allah olanın, zat sıfatları ve sonsuz manaları açıklanmıştır.O’nun, Ahad, Samed,Lem Yelid ve Lem Yuled,Hayy,Kayyum,Mürid,Rab,Malik-el,Mülk,Kadir vb. manaları olan bir zat olduğunu öğrenen ve iman eden kişi,bir şeyin hemen farkına varır.Sadece ‘O’ var, Ve sadece ‘O’ nu fark eder.’O’ olan tek’in bölünmez, parçalanmaz,doğmamış,doğrulmamış.Peki doğmamış,doğrulmamış,bir zat var,peki bizler,makro alemden mikro aleme kadar olanlar varlık değimli?El cevap,değil.Çünkü yukarıda açıkladığım sıfatları ve manaları buna izin vermiyor.Çünkü tek ve çok,çokluk,yan yana olmaz.Ya biri ya öteki,birisinin varlığı gerçek değildir.Çünkü bu sıfat ve manaların sahibi,zaten kendinden başkasına yer bırakmıyor.Ahad,Samed ve Vahid,olduğu gerçeği ‘O’n dan gayrı ya yer vermez.
Peki bunları OKUyan insanlar bu kadar açık olan bir şeyin farkına varamıyorlar mı?Kanaatimce farkına varamıyorlar ki yapılan bütün ibadetleri bir araç değil bir amaç görüyorlar.Özde bir olduklarını fark edemiyorlar.Göklerde bir yerde bir tanrı tasavvur ederek şirk günahına saplanıyorlar.Bilinçlerini arındıramıyorlar.Sonsuz alemlerden sadece birisi olan ve bilincin kendini beş duyu ile algılanan bir madde boyutunda,bir bedenle özdeşleştirip,’O’n dan ayrı,ötede bir varlık olduğunu zannederek,bedensel ihtiyaçları uğruna süfli işlere girerek,sonuçlarını yaşayacaklarının ne olduğunu dahi fark edemiyorlar.Evet Allah var,doğmamış doğrulmamış,diyor,yinede bilincin en altı olan süfli işlerden kendini kurtarmıyor.Demek ki farkındalık yok bu kişilerde, bilinçleri sıçrama yapmamış.Şirk günahı içinde debelenip gidiyorlar,gelmiş geçmiş insanlar gibi.
Kişi bilincindeki bu kirlenme sonucunda, sıkıntılara giriyor, bu boyuttaki bilincin sıkıntısını farkına varıp da aşamayan kişi--ruh bilincini de inşa ederken süfli ediyor-- ve… sıkıntısını sonsuz yaşayacağı bir biçimde…..Mürid,--’O’n dan başka irade sahibi yok.--Kadir,alemlerde mutlak kudret sahibi diyorsun.Sonra- ‘O’- na rağmen birileri karşında varmış gibi,hayali varlığa,gerçekmiş gibi,-’O’-nun tekliğine şirk koşarak,her türlü kötülük ten tutun da iyiliğe kadar hep bu mantık işliyor ve bu durumun farkına varamıyor.İsdidat mı yok,kabiliyet mi noksan nasıl şey anlamış değilim,vehimleri kendilerini uçuruma götürdüğünün farkına varamıyorlar.
Sevgili dostlar. Yıllarca bu sıkıntıları çeken bir dostunuz olarak, çok şeyler yaşadım, vehim sıkıntısını çok iyi bilirim. İnsanı yakar bitirir.Ne yapsan olmuyor,nasıl ibadet yapsan olmuyor,insan çıldıracak gibi oluyor.Ta ki , ALLAH bir şeyleri fark ettirene kadar.Birilerini vesile eder,yada başka türlü.Ne mutlu bir şeyleri fark edebilenlere.
.Herkese, selam ve sevgilerimle…
15-05-2007
Dört Atlı
Herkese üç şey lazımdır ilk önce,
Birincisi, şirksiz iman ister evvelce.
Diğeri, imanın gereğini yapmaktır her yerde,
Fakat İslam ilimi gerekir elbette.
Bütün bunlara da ihlas gerekir daima,
Çünkü kaldırmaz İslam, gösteriş ve riya.
Kişide bu üçü birden tahakkuk etmeli,
Birde bunlara gerekli olan, sabır eklemeli.
Besmeleyle başlayalım her kitaba,
Rabbin adı en iyi bir sığınaktır.
Allah zatı sığmaz ölçü ve hisaba,
Sünnetullahı işleyen yüce bir Rabdır!!
22-07-2007
Aşk
Aşk, aşk dedikleri ne ki
Sevgiyle sonuçlanmadıkça
Nefsine pirim verip
Ruhuna şifa olmadıkça
Aşk, aşk dedikleri ne ki
İlahi aşk’a dönüşmedikçe
Vehmine yardım edip
Özüne kavuşturmadıkça
Aşk, aşk dedikleri ne ki
Ol kendini bilmemektir
Sen kendini biliyorsan
Marifet bu aşkı
İlahi aşka çevirebilmektir.
27/07/07
ALLAH YOLU
Allah yolunda ilerlemek yol almak zordur
İnsanın içini yakıp bitiren bir kordur
Devamlı olarak yediğin tatlı, tuzlu ve acılı lordur
Yeşil ışığın gelmesi zordur, tehlikelisi mordur.
Bu yolun temeli sabırdır, az ilerisi ilim
Ne ararsan içinde vardır, birazda bilim.
Ötelerde bir yerde değil O, sendeki özdür
O’na ulaştığında O, dilindeki sözdür.
Aşk bir tohumdur ektin ama bitmedi
Vehmindeki şeytanı kovdun ama gitmedi
Gitmediyse önce tarlayı istiğfar pulluğuyla sürmeli
Ardından da şirksiz iman sürgüsüyle sürgülemeli.
Yeniden aşk tohumunu namaz ve niyaz ile ekmeli
Oruç ve fitre ile sulayıp, büyütmeli
Zekat ve yumuşak huy ile çapalamalı
Sonrası vehmindeki şeytanı emir altına almalı.
02.08.07
RUCU
Her şey aslına rucu eder
Bunu bilende yoktur başka keder
Bilmeyen sonunda olur ebter
Aşık Rabbin de yanıp ve söner
Buz eriyince suya döner
İnsan eriyince aslına rucu eder
Her şeyin aslı sonsuz ve sınırsız bir yer
Sonsuza giden yol ise Resulallah dan geçer.
Hasan BELEK 22.03.08
NEFSİNİ TANI
Vicdanın sesini duymayan nefsini tanı
İşte odur insanın hayvani yanı
Eğer helal lokma ile oluşmuş ise kanı
Vakti geldiğinde yine değerlendirir o anı
Bir çok oyunların oynandığının farkında ol
Bu, çok zorlu ve meşakkatli bir yol
Dostlarım, çokluktan birliğe geçin
Nefsinizi değil,Hakkı imanı seçin
Not: Çünkü çoklukta olan nefsini seçmiştir.
HASAN BELEK 10.04.09
Nefis ve RuhNefis,ruh ve bilinç bir özdür,
Nefsini itirazsız,ruhuna teslim olmaya çözdür,
Kur’an,evrensel özün kelamı sözdür,
Nefis ve bilinç, ruh da bir çift gözdür.
HASAN BELEK
02-06-02009
KAPILAR
İlk kapı ana rahminden başlar
Dört kapı kırk makam ileriki yaşlar
Ah bu kapılar, açılan ve geçilebilen kapılar
Kimisi kuldan, kimisi nurdan yapılar
Her şeyin bir kapısı vardır
Miracın kapısı ise çok dardır
Cehennem, miracını yaşayana kadardır
Sonrası ise, insana helal ve yardır.
Hasan BELEK
10-03-09
Kaz Dağı
Kaz dağında yeşerir çiçekler ve otlar
Yaylalarında yayılır kazlar ve atlar
Zirvesinden patlar soğuk pınarlar
Benim bin pınarlı idâ dağım .
Yüz bin çeşit çiçekleri mis gibi kokar
Bir tarafından yağ, bir tarafından bal akar
Efsanevi Sarıkız’ı zirveden denize doğru bakar
Benim bin pınarlı idâ dağım.
Bünyesinde vardır, efsaneler ve ayazmalar
Eteklerinde oturan kızları, takar al yazmalar
Bazı define avcıları efsaneleri kazmalar
Benim bin pınarlı idâ dağım.
Eskiden idâ dağıymış adı
Efsanevi Sarıkız’ın kazlarından aldı yeni adı